GAZETELER VE TİRAJ SORUNU

             Yerel Basın Tiraj Kaybına Etki Eden Faktörler : 
    1. Okuyucu sayısındaki azalmaya (veya nüfus artışına karşılık, okuyucu sayısının artmayışına) rağmen, yerel gazete sayısının her geçen gün artması ve Pazar paylarının azalması:
            Türkiye genelinde yerel gazetelerin durumuna bir göz atarsak, hemen hemen her il ve ilçede yayımlanmakta olan birden fazla yerel gazete olduğunu görürüz. Bu gazetelerin konumu ne olursa olsun, sınırlı sayıdaki okuyucu kitlesine hitap ettikleri tartışılmaz bir gerçektir. Böylesine bir ortamda yerel gazete sayısındaki bu ısrarlı artışın mantalitesi anlaşılır gibi değildir. Bu demek değildir ki yerel gazete sayıları dondurulsun veya kotasyon uygulansın... Basın özgürlüğünden, hak-hukuk ve çağdaşlıktan sıkça bahsedilen bir dönemde bu tür uygulamalar tabi ki akılcı değildir. Şartlar ne olursa olsun, yazılı basın ayakta kalmak mecburiyetindedir ve kalacaktır. Ancak sistemli, bilinçli ve teknolojik gelişime ayak uydurabilmek koşuluyla...

    Günümüzde gazete yayımı, teknolojik sonucu büyük sermaye yatırımına gerek duyulan bir alan olmuştur. Ekonomik nedenlerden ötürü artan maliyetler, okuyucunun alım gücünün azalması, yazılı basının ayakta kalabilmesi için uğraş verdiği sorunların başında gelmektedir.

    2. Yerel gazeteler fiyat politikaları ve yaygın basın kuruluşlarının promosyon uygulamaları:

    Dünyanın pek çok ülkesinde yerel gazeteler, yaygın gazetelerden daha çok satmakta iken, Türkiye‘de bunun tam tersi olması üzüntü vericidir. Çok önemli bir etken olarak görülmese bile, dış basında uygulanan fiyatlar uzun bir müddet sabit kalmakta ve Türkiye’deki gibi ortalama her üç ayda bir değişmemektedir.

     Bunun bilincinde olan yaygın basın kuruluşları, zaten sınırlı sayıda olan okuyucu kitlesini çekebilmek için çeşitli promosyonlara yönelmişler ve bu promosyonlar neticesinde okuyucuda alışkanlık hasıl olmuştur. Ancak bu alışkanlık, gazeteye karşı değil, direkt olarak uygulanan promosyonadır. Türkiye’deki gelir dağılımı nazari itibara alındığında, nüfusun büyük kesiminin sabit gelirli olduğu ortadadır. Öyleyse, bu gibi ortamda okuyucu (gerçek okuyucu ise) fikri doğrultusunda bir gazeteyi tercih edecek yada gazete almış olmak için alıyorsa, kendine ek avantajlar sağlayacak bir yayım organını seçecektir. 

            Türkiye’de promosyon çalışmalarının başlangıcı ile bugünkü durum arasında bile çok fark vardır. Örneğin; önceki yıllarda kuponlu promosyonlarda, kupon adedi 30 dolaylarında iken, bugün 5, 2 veya tek kupona bile düzenlenen promosyonlar vardır. İşte bu uygulamalar sonucu okuyucu uzun vadeli promosyonlara ilgi göstermemekte, kısa vadeli promosyonları tercih etmektedir. İşin diğer bir üzücü yönü de, gazetelerin okunmak için değil sırf promosyonlarından ötürü satın alınmalarıdır.  

            Yerel bir gazetenin şu anki şartlarda ayakta kalma mücadelesi verdiği bir ortamda, yaygın basının promosyonları ile rekabet edebilme şansı nedir?  

            Promosyonların kaldırılması ise; başlı başına bir sorun olarak görülmektedir ve sonucun ne olacağı merak konusudur.

             3. Yaygın basın kuruluşlarının bölgeye hitap eden ekler vermesi ve yerel gazetelerde telekomünikasyon eksiklikleri:

             Kaldı ki, sadece promosyonlar değil yaygın basının çıkarmış olduğu bölgesel ekler de yerel gazetelerin satış şanslarını azaltmaktadır.

             Buna paralel olarak, yerel basın kuruluşlarının da sadece yöre sorunlarına dayalı bir haber kaynağı olmaları beklenemez. Aktüaliteye, spora, iç ve dış dünyaya da pencere olmak zorundadırlar. Çünkü yöresel haberlere dayalı kalmak hem okuyucuya cazip gelmez, hem de her gün haber niteliği taşıyacak yöresel olaylar olması mümkün değildir. Yurtiçi ve yurtdışı haber sağlama olanakları da belli ajanslar yardımıyla gerçekleşeceğinden, geniş iletişim ağına sahip olan profesyonel kadroları bünyesinde toplayan yaygın basın kuruluşları ile aynı haberleri yayınlayacak olan yerel gazetelerin popülaritelerini yitirmeleri kaçınılmazdır. (ki, yerel gazetelerin muhabir, personel ve iletişim sorunları ortadadır.)

             4. Yerel gazeteler belli amaçlar doğrultusunda yönlendirilmeleri

             Gelir durumları kısıtlı olan yerel gazetelerin bir kısmı, ayakta kalabilmek için bazı kişi veya kuruluşların sesi olma yoluna gitmekte, karşılıklı olduğu düşünülen menfaatlerin ortadan kalkması sonucu zor durumda kalmaktadırlar. Seçim dönemleri bunun canlı örnekleridir. Yerel yönetimleri destekleyen ve karşılığında beklentisi olan pek çok yerel gazete vardır. Doğal olarak, her yayın organının kendi politikasını tayin etme hakkı kendisinde saklıdır. Ancak bu tavır, tarafsızlık ilkesine bağlı ve objektif bir yayın organı olduğu sürece okuyucunun ilgisini çeker. Tek taraflı yayımcılık düşüncesi artık iflas etmiştir. Belki siyasi görüşleri destekleyen yaygın basın kuruluşları bile gelişen koşullar içerisinde önemli ölçüde okuyucu kaybına uğramışlardır. Ciddi, basın ahlakına sahip, hür irade ile çıkarılan bir gazetenin her zaman ayakta kalacağı unutulmamalıdır.

             5. Yerel gazetelerin tanıtım, pazarlama ve dağıtım eksiklikleri:

             Yayımlanan yerel gazetelerin büyük bir çoğunluğu tanıtımlarının yeterince yapmadıkları ve pazarlama-dağıtım konusunda kendi imkanlarını kullandıkları görülmektedir. 

            Bugün hangi yöreye giderseniz gidin, yoldan geçen her 10 kişiden 9’u yörede yayınlanan yerel gazete isimlerini tam olarak sayamaz. İsmini sayabileceği gazeteler ise bayisinde bulabildiği ve göz aşinalığı edindiği gazetelerdir. Reklamın gücü tartışılmazdır. Yerel gazeteler bu konuda önce tanımlarını profesyonelce yapmalı, ayrıca pazarlama ve dağıtımda da aynı özeni göstermelidirler. Pazarlamanın başlı başına bir ekol olduğunu kabul etmek gerekir. Öyle ki, gazeteyi çıkarmak için harcanan emek, zaman ve para bilinçli pazarlama yapılmadığı taktirde boşa gitmektedir. Yerel gazetelerin hala abone usulü ile veya posta yoluyla dağıtıldığı bir dönemde satışı arttırıcı çabalara değinmek ve tiraj kayıplarını tartışmak göstermelikten öteye gitmeyecektir.  

            Gazetelerin çıkarılması kendi başına hiçbir şey ifade etmez. Nitekim gerekli elemanı, donanımı ve parayı tedarik eden her kişi veya kurum bir yerel gazete çıkarabilir. Önemli olan bu gazeteyi satabilmektir. Satılmayan gazete okunmaz, okunmayan gazete de yayım hayatına son vermek zorunda kalır.

             Azınlıkta kalan bir kısım yerel gazete dağıtımlarını, profesyonel kuruluşlar vasıtası ile gerçekleştirmekte, bunun avantajı da, satış noktasında gazetelerinin tezgahta bulunmasıdır. Yaygın gazeteler ile aynı anda tezgaha giren yerel gazetelerin satış şansları da o ölçüde artacaktır. Aksi taktirde, abone usulü ile veya posta yoluyla dağıtılan bayatlamış olarak okuyucuya sunulmaktadır.

            6. Görsel basının hızlı gelişimi ve özel TV kanallarındaki artış 

            Son ve en önemli etken ise görsel basın yani TV’dir. Büyük sermayelerin bu sektöre girmesiyle artan özel TV kanalı sayısı da buna örnek teşkil etmektedir. Neden TV? 

            Bugün Türkiye genelinde yaygın basın ve yerel basının toplam tirajı aşağı yukarı bellidir. Bunu nüfusa oranladığımızda basın sektörünün istenilen düzeyde olmadığını açıkça görürüz.

             Yapılan TV programlarının içeriği ve kalitesi de, artan kanal sayısının yarattığı rekabet ortamı ile iyileşmiş, hatta Avrupai bir yayıncılık dönemi başlamıştır.

            Haber, araştırma, oturum, aktüalite, spor, belgesel, eğlence ve bir gazetede yer alan türlü konuyu içeren bu programlar, yazılı basının verebileceğinden çok daha fazlasını aktarabilmektedir. Şeffaflaşma politikası ile birlikte, meclis oturumlarının bile TV’den naklen veriliği bir ortamda, aynı oturum haberlerinin bir sonraki gün basılacak olan gazetede yayımlanması ne kadar cazip olabilecektir. Ayrıca, gazetede çıkan herhangi bir habere karşı “acaba doğrumu?” düşüncesi, görsellikle ortadan kalkacaktır. 

            Körfez Savaşı esnasında TV’nin gücü en belirgin şekilde gözler önüne serilmiştir. CNN aracılığı ile tüm dünyaya aralıksız 24 saat  yayın yapan bu sektör, yazılı basına bile kaynak oluşturmuştur. 

            Peki, Türk basını adına çizilen bunca kötü tabloya karşılık, basın gücünü nasıl korumaktadır? Bugün Avrupa’da, Amerika’da, Japonya’da görsel basının hiç mi etkisi yoktur? Bizdeki tiraj kayıplarına rağmen onlar neden tirajlarını koruyabilmektedirler?

            Bizim önce bu sorulara cevap bulmamız gerekir?

             Bu cevapları da, basın sektörünü ayakta tutan etkenleri inceleyerek bulabiliriz.

           GAZETELER VE  BASIN SEKTÖRÜNÜ AYAKTA TUTAN ETKENLER

             Konuya yazılı basının gelir durumunu inceleyerek başlamak yerinde olacaktır.

             Yazılı basın sektörü, gazete satışından ziyade, almış olduğu ilan ve reklamlarla ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Gerek Basın İlan Kurumu, gerek özel sektörden alınan reklam ve ilan gelirleri yazılı basına oldukça büyük destek sağlamaktadır. 

            Fakat bütün yükü bu gelirin üzerine yüklemek pek mantıklı olmasa gerek. Çünkü gelişen şartlar çerçevesinde TV’ye verilen reklam dilimi devamlı artacaktır.

             İşte Avrupa, Amerika veya Japonya’da gazetelerin tiraj kaybetmemesindeki erkenler yavaş yavaş belirmektedir. Bu gazeteler de reklam ve ilana muhtaçtır, ancak onları ayakta tutan nedenlerin en önemlisi halkın okuma alışkanlığıdır. Öyleyse, ilk yapılacak şey: ülkede okuma alışkanlığının  yaygınlaştırılmasıdır. Hiç olmazsa gelecek nesiller için yazılı basını miras bırakabiliriz böylelikle… 

            Yazılı basının ayakta kalabilmesi için, okuyucunun sektöre sahip çıkması gerekir. Bugün İstanbul’da 5 erkin azınlık gazetesi faaliyet göstermektedir. Bunların en eskisi 1908 senesinden beri aralıksız olarak yayın hayatını sürdüren Ermeni JAMANAK’tır. (Vakit). Diğerleri de: 1925 tarihli APOYEVMATİNİ (Öğleden Sonra), 1940 tarihli MARMARAN, 1947 tarihli ŞALOM (Selam), 1977 tarihli İKO (Yankı)’dır. Rumca, Ermenice, Musevice yayımlanan bu gazeteler, her türlü zorluğa göğüs gererek hayatlarını idame ettirmektedirler. Toplam tirajları da sanıldığı kadar fazla değildir, hatta oldukça düşüktür. Ancak hitap ettikleri cemaatler gazetelerine sahip çıkmakta, bu gazetelere haber toplamaktan, basımına kadar her yardımı yapmaktadırlar. Oysa bizim yerel gazetelerimizde böyle bir durum söz konusu bile değildir.  

            Bu cemaatleri Türk toplumundan ayrı düşünmek de son derece yanlış olur. Ve onları bu başarılarından ötürü kutlamak gerekir.  

            Bizim tek eksiğimiz yöresel faaliyetlere, üretimlere itibar etmeyişimizdir. Çünkü, Türkiye feodal yapıya sahip kozmopolit bir ülkedir. Kumaşı Türkiye’de üretilip dışarıda dikilen ve boyanan kotlar, yüksek fiyatlarla iç pazara girdiklerinde alıcı bulmakta zorlanmazlar ancak, mamul diyelim ki; Gaziantep’teki bir fabrikada kalitesi aynı olmak koşuluyla üretilip piyasaya sürülse, maalesef cazip bir Pazar edinemeyecektir. İşte yerel gazetelerin konumu da aynıdır. Kendi yöresinde çıkan bir gazeteye o yöre halkı sahip çıkmazsa, gazetenin satış şansı ne kadar olacaktır? Tabi bu teori, gazetenin ciddiyeti, basın ahlakı ile doğru orantılıdır.

gazeteler gazeteler ve ekonomik sorunları
gazeteler gazeteler ve ilan reklam sorunu
gazeteler gazeteler ve tiraj sorunu
gazeteler günümüz  türkiyesinde yerel basın
gazeteler günümüzün gazeteciliği
gazeteler kurtuluş savaşı döneminde yerel basın
gazeteler  Türkiye' de yerel basın kavramı ve olgusu
gazeteler  Türkiye'de yerel basın olgusu
gazeteler vilayet gazeteleri
gazeteler yerel basının sorunları
gazeteler yerel basının temel özellikleri

Ana sayfa

Basın ve Yayın | Gazeteler