 |  |
 |
|
Çok üzüyor, az sıkıyor. Gözlerini kapayıp soyutlanma çabası boşa.İçe doğru
açılan kapılara yürüyüşün başlangıç noktası oluyor bu kapanan gözler ve
enginlere taşıyor hayat yolunu.
Kimi gözler vardır sımsıcak ışıl ışıl, içinde kainatı okuyabildiğin.Sözler
vardır hiçbiryere sığmayan guzelliklerin arasına bıçak gibi sancılı
batan.Çoklar karartıyor gözleri de o bıçak sözler sarfedilirken kimse
önemsenmiyor, ne acı..! Azlar, az olanlar, hani tadı damakta yıllarca
kalanlar, saf olanlar; işte onlara bu yolculuk.
Onların olmalı hayat.Hak
edenler onlar aslında.Yaşamıyor gibi görünseler de, yaşayamıyorlar zannedip
acısak da, azın çoğuna onların yürüdüğü yol. Zira çoğun azını hangi fani
ister ki.
Çok olanın hep daha fazlasıdır hedefleri süsleyen. Azın daha azı,
istenmeyenin ilk sırasındadır. İşte budur yaşanandan zevk almayı sağlayan.
Küçük şeylerle mutlu olabilenler, ne şanslı insanlar; bir fotoğraf karesinin
bedeline yüreklerini verenler...
Küçücük yüreklerini unutup çokların peşine düşenleri istemem yanımda.Ama her
yerdeler, hep yanımda. Ben de onlardan biri miyim yoksa? Büyük şehirlerin
çokluğunda kaybolup gitmiş zavallı bir çok muyum ben de. Hayır! Ben o
değilim. Ben bu kadar azken çok nasıl olabilirim?
Gölgem düşüyor insanların üzerine.Perspektifim yürüyor dünya yüzünde. Derin
vadilerin arasında yitip giden bir ırmağın sesiyim şimdi. Gerçek olanlara
hissetmeyi bilenlere söylüyorum şarkımı. Akıyorum usul usul. İşte ben az
olan, gizli olan. O benim; yitik olan, hayran bırakan.
Şimdi sen nesin? Ellerini serin sularımda yıkamak isteyen bir aşık mısın?
Benim şarkıma bir şiirle eşlik etmek ister misin? Öyleyse hiçbir zaman
söylenmeye cesaret edilmemiş efsunlu kelimelerin hepsini benim için seferber
et, toplansınlar yanyana da sen bile inanama nasıl olduğuna. Ardından az
olmanın fedakarlığı ve bir daha asla yazamayacağının gerçeğiyle elele
hepsini bırak akıntıma kağıt bir gemi saflığında.
Yada bir yolcu ol sen. Sadece dakikalık bir seyir için yol kenarında durulan
bir gölüm ben. İki adım ötende zannettiğin, nefesin kesilene dek koşup, bana
ulaşmana ramak kalmışken zamanının dolduğu ve geri döndüğün.
Sen bir bakış bırak bana yeter. Ben senin yüzüne tebessümü armağan ettim.
Üzülme sol yanına bak! Uzakta da olsam yanındayım. Refakatçinim yol boyunca
. Evet, şimdi sen tam da osun işte. Az olan. Mutlu ol. Mutluyum.
Sen bana bu kadar yaklaşmışken, ben seni bu denli bilmişken, güneş yüzümüzde
tüm rengiyle yansımışken, ben akıyorken, sen gidiyorken biziz işte az
olanlar. Başka azların ev sahipliğine susayanlar.
Yeşil mi olursun? Mavi mi? Kırmızı mı? Pembe mi? İstemezsin bilirim, ben de
istemem ki zaten. Herkesin olsunlar benim değil. Zordur sahip olmak,
ağırdır. Ben kırmızının bu denli aşığıyken hadi gel hep beraber içelim
şerbetini. Az yeter bana bir yudum kafi tadına varmaya.
Vücutlar çıplak kalsın ilk günkü gibi. Yüzde boya olmasın. Sadece son gün
beyaz bir bez sarınayım, o da yarim olsun. Hadi çıkalım yola yüksüz. Bir biz
olalim, bir yol; ama görmeyelim sonunu, bilmeyelim yönünü. Bir kendimizi
bilelim biz bir yüreğimizi. Biz, az olanlarız ya, bırak çoklar da karışsın
aramıza. Küçücük yüreğimizden bir parça da onlar nasiplensin. İste, az olsun
onlarda.
Üzülüyorsan, dağın zirvesinde filizlenmiş papatyaya yürüme. Çok var nasılsa
olduğun yerde. Çokluğa aldanma aslında senin kadar az papatyalarda.
İstediğin oysa, illede oysa yürü, kim tutar ki seni. İnan ve yürü. Güven ve
ardına bakma. Tarifi zorsa da, dahası yoksa da, aslında sadece yolsa da
yürü. Kim tutar ki seni! Beklenenler değil zaten çoğu zaman başa gelenler.
İstenenler çokken ama yinede aza gönüllüyken, kır testiyi hiç suyun
kalmasın. İçme. Bir el tutar elbet elini. Tek bir el. Sadece bir yudum su.
Sabrın bedeli. Sonra yıllar geçer, hasret biter. Çeşmelerden boşanan bütün
sular seninken, sen bana hasret. Hani o bir yuduma. Az olana.
Yinede yetmeyenim var oluşumla. Kendime bile yetemezken, ama aslında ben
kainatken, herşey benken ve ben azken mektuplar biriktiriyorum sana posta
kutumda.Aslında hepsi sanayken hiçbirinin senin olmadığı mektuplar. Hergün
yılmadan yollarına serilmiş ve senin teker teker heybeni doldurduğun
alışılmış mektuplar. Ver rüzgara, savursun okuduktan hemen sonra. İstemem!
Yakma yüreğini aitliğin tutkusuyla. Yanma. Sen zannet ki; sana yazılmadı, ne
kadar varsa okuduğun. Hiçbiri. Cevap yazma. Az isek sen oku bilinçsizce, ben
yazarim bir ümitle. Hepsi sana mektuplarımın senin olmadan.Bitmeden.
Her günden farklı olduğunda tek bir gün, işte o gün gel benimle gittiğim
yere. Azlar ülkesine. Sen varsın orada, ben varım bak, yine herkes var. Ama
artık azız hepimiz, çokluktan habersiz. İşte şimdi zamanı, cevapla tüm
mektuplarımı, ben yanındayım. Seç kendine bir renk ki, o renk aksın
testindeki su ve aslında ben bir serap olayım. Biterim diye hiç kaygılanma.
O ırmak, o göl büyüdü az zamanlarımda; bir deniz, bir deryayım şimdi dört
bir yanında. Adın benimle anılır oldu. Haydi söyle şarkını da vurayım
dalgalarımla kıyıya.
Zannetme ki; çok bunların hepsi ve biz çoğaldık yıllar sonra. Biz hep azız
unutma. Bil ki, azın çoğu bu hani söylediğim. Gör bak, az yetiyor da çok
oluyor bir zaman sonra ve biz yine aza hasret başka zamanlarda.
Sağlam dur yüreğim
|
2909 defa okundu |
|
Bildiren:
RoTGiRL | | |
|
|
Poem voting mod for phpBB 2.0.17
Power by Gitme.net v3 © 1998, 2006
Sitemiz, Türkiye'nin en hızlı sunucularından olan Radore Hosting sunucularında barındırılmaktadır.
|
|
|
|
|
Cep için binlerce aşk şiiri AŞK ŞİİRLERİ Sevgi mesajları cep mesajları dogum günü mesajları bayram mesajları AŞK sevgililer günü 14 şubat mesajları rüya tabirleri aşk kartları fal burc |
| |
 |
 |
 | |